GENÇ İLTER

Azerbaycan ve Ermenistan Neden Savaşıyor?

16.10.2020
490
Azerbaycan ve Ermenistan Neden Savaşıyor?
Reklam

Savaşın nedenlerine değinmeden önce bu iki bölgenin kısaca tarihine değinelim.1747 yılında Nadir Şah’ın ölümüyle, günümüz Azerbaycan ve Ermenistan bölgelerinde hanlıklar dönemi başlamıştır. Azerbaycan toprakları halihazırda yüzyıllardır Oğuz Türkleri tarafından yönetilmekte idi. Türkiye Türkleri ile yakın akraba olan Azerbaycan Türkleri, bölgenin etnik yapısının çok büyük bir kısmını oluşturmaktaydı. 1800’li yıllarda 1. Petro kendisine ve diğer liderlere sıcak denizlere inme hedefi koymasıyla, 1800-1801 yıllarında Güney Kafkasya bölgesini işgale başlamıştır. Bölgede Osmanlı ve İran’a bağlı Gürcü Prenslikleri ele geçiren Ruslar 1805 yılında bölgedeki hanlıkları tek tek işgal etmeye başlıyor. Bu yıllarda Osmanlı İmparatorluğu savaşlardan yorgun düşmüş ve iç karışıklıklar içe mücadele etmekte idi.

Rus İmparatorluğu Kaçarlar (İran) ve Osmanlı’ya savaş açmasıyla,1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’nı kaybeden Osmanlı İmparatorluğu’nun Azerbaycan Türklerine desteğini kesmiş oldu. 1813 yılında Kaçarlar ve Rus İmparatorluğu arasında imzalanan Gülistan Antlaşması ile Nahcivan ve Revan hariç Aras Nehri’nin kuzeyindeki hanlıklar Ruslara bırakıldı. Ruslara karşı kaybeden İran Şahı da hırsını çıkarmak amacıyla 1821 yılında, savaşlardan ordusu yorgun düşmüş Osmanlı İmparatorluğu’na saldırıyor. Erzurum ve Diyarbakır’a ulaşan Kaçar ordularında veba hastalığı yayılmaya başlayınca barış isteyip geri çekildiler. Hırsını alamayan İran şahı, 1826 yılında Ruslara saldırıp yenilince 1828 yılında Türkmençay Antlaşması’nı imzalayarak Nahcivan ve Revan’ı da Ruslara bırakıyor.

Aras Nehri’nin kuzeyinin Ruslara kalmasıyla, kuzeyi Rusların elinde olmakla birlikte Kuzey ve Güney Azerbaycan olarak ikiye bölünüyor. Lakin bu anlaşmadaki bir madde; İran ve diğer bölgelerdeki Ermenilerin toplanacağı bir bölge oluşturulmasına müsaade edilmesi idi. Böylece Rus İmparatorluğu Anadolu ve Azerbaycan Türkleri arasındaki iletişimi kesmek amacıyla, araya bir Hristiyan tampon devleti yerleştirebilecekti. Büyük Ermenistan vaadi ile, Ermenilerin Revan ve Karadağ bölgelerine toplanmasınınardından Rus İmparatoru I. Nikolay Nahcivan ve Revan bölgelerini birleştirerek Ermenistan devletini kurulduğunu ilan etti. Ayrıca Batı İran’daki bazı Kürt aşiretleri de bu bölgelere getirtti. Bu durumun Türk dünyası için felaket haline geleceğini düşünen II. Mahmut Nahcivan ve Revan hanlıklarının işgalini tanımadığını açıkladı ve bölgeye yapılan göçlerin durdurulmasını istedi. Lakin bir yandan Osmanlı ordularının yorgunluğundan haberi olan Ruslar 1826 yılında saldırıya geçiyor, diğer yandan Anadolu’daki Ermenileri kışkırtıp isyan çıkmasına sebep olmuştur.

Yapılan savaşı kaybeden Osmanlı 1829 yılında imzaladığı Edirne Antlaşması ile Anadolu’da yaşayan Ermenilerin 18 ay içinde Azerbaycan’a yerleşebileceğini kabul etti.O yıllarda bölge nüfusunun yaklaşık %20 sini oluşturan Ermeni nüfus, Anadolu, Güney Azerbaycan,Lübnan ve Suriye’den Kuzey Azerbaycan topraklarına getirtilen Ermeniler ile, birkaç yıl içinde %60 oranına getirildi. Kafkasya’yı kendi hakimiyeti altına almak isteyen Rusya 1860’lı yıllarda Müslüman Çerkezlere türlü işkenceler ile yurtlarını bırakıp Osmanlı’ya sığınmalarına neden olmuştur. Bölgedeki hakimiyetini sağlayan Rusya, vakit geçmeden Ermenileri silahlandırmaya başladı. Silahlanan Ermeniler bölgedeki Türklere saldırıp göç etmeye zorluyordu. Diğer yandan Anadolu’daki Ermeniler Avrupa devletlerinden ve Rusya’dan aldıkları destekle isyanlara başladılar. Bölgede planlı katliamlar yapan Ermeniler nüfuslarını artırarak hakimiyeti sağlamaya çalışıyordu.

Ta ki 1917 yılında Rusya’da Bolşevik Devrimi olunca, Rusya’nın kendi iç işlerini yönetmek üzere Kafkasya’dan geri çekilmesi ile Ermeniler, Gürcüler ve Azerbaycan Türkleri, Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyeti’ni kurdular. Lakin bu yapı bir ay bile sürmeden yıkıldı ve yerine hepsi kendi devletlerini kurdu. Mehmet Emin Resulzade öncülüğünde 1918 Mayıs ayında Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. Ermeniler ise Rusların çekilirken geride bıraktığı silahları alarak Azerbaycan’a ait olan Karadağ’ı almak için saldırıya geçti. Bu durumun üstüne Enver Paşa’nın emriyle Osmanlı ordusu Erivan’a girdi. Bölgede karışıklığı düzeltmenin yanında Bakü’yü de alarak Azerbaycan topraklarına iade etti. Güney Azerbaycan’dan da bir kısım toprağı geri aldıktan sonra, Osmanlı için 1. Dünya Savaşı’nı bitiren Mondros ateşkes antlaşması ile bölgeden çekilmek durumunda kaldı. Sonraki yıllarda yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurtuluş Savaşı ile meşgul olmasını fırsat bilen Ermeniler bölgedeki Türkleri göçe zorlamaya devam ediyordu. Gücünü toparlayan Ruslar1920 yılında tekrar Kafkasya’da sömürge işgallerine başladı. Josef Stalin önderliğindeki Sovyet Rusya Ermenistan’ın çıkarları doğrultusundaki toprak talebiyle Gökçe Gölü’nün doğusundaki geniş araziyi ve Zengezur’u Ermenistan topraklarına kattılar. Bu hamle ile hem Türkiye ile Azerbaycan’ın arasındaki tamponu sağlamlaştırdılar hem de İran’a açılan bir koridor oluşturdular. Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı talep etmesiyle Sovyet Rusya bölgeyi 1923 yılında özerk bir yapıya dönüştürüp Azerbaycan’a bağladı. Lakin bu durum Ermeniler için ileriye dönük bir problem haline geleceği aşikardı.

1980’li yılların sonunda Sovyetler Birliği’nin gücünü yitirmeye başlamasıyla, Mihail Gorbaçov’un Perestroyka ve Glastnost politikalarını bahane ederek Dağlık Karabağ üstünde tekrar hak iddia etmeye başladı. 1987 yılında Gorbaçov’un danışmanı konuşmasında ‘Dağlık Karabağ Ermenilerindir’ demesi üzerine bölgede yaşayan Ermeniler Türklere şiddet uygulamaya ve Ermenistan’a bağlanma eylemleri düzenlemeye başladılar. 1988 yılında artık eylem ve protestolar yerini çatışmalara bıraktı. Durumun farkında olan ama müdahale etmeyen Rusya, 1990’da Ermenileri silahlandırırken, kendi oluşturduğu yönetim ile Türkleri silahsız bıraktı. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasıyla 1991 yılında Dağlık Karabağ’daki Ermeniler Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ni ilan etti ve böylece iki devlet arasındaki bu mesele savaş haline geldi. Bağımsızlığını kazanan Ermenistan Rusya’nın da desteği ile Karabağ’ı işgal etti ve binlerce Türkü katletti ve geri kalanları bölgeden göç etmek zorunda bıraktı.

Ermenilerin yaptığı bu katliamların en bilineni 1992 yılında gerçekleştirdikleri Hocalı Katliamı. 366’ncı Rus Motorize Alayı ile birlikte gerçekleştirilen katliamın video ve görüntüleri ise son derece dehşet verici. 1994 yılında gerçekleşen ateşkese kadar Karabağ ve diğer bölgelerden bir milyona yakın Türk yerlerinden edildi. Savaşın bitiminden bu yana yaklaşık iki yılda bir sınır çatışmaları şeklinde gerginlikler devam etti.

Bu süreç zarfında Ermeniler ne geri çekiliyor ne de anlaşmak için bir harekette bulunmuyor. Dönem dönem gerginliklerin yükseldiği Azerbaycan ve Ermenistan arasında 12 Temmuz 2020 tarihinden bu yana çatışma devam etmektedir. Elbette ki günümüzde ekonomisi, askeri teknolojisi ve gücü gelişen Azerbaycan ile Ermenistan’ın boy ölçüşmesi tek başına mümkün değildir. Halihazırda askeri gücü yetersiz olan ve Rusya’dan destek alan Ermenistan, ordusuna paralı asker almakta ve hatta PKK/YPG terör örgütlerini Kuzey Irak’tan getirterek Azerbaycan’a karşı kullanmaktadır. Ermenistan’ın 2020 Eylül ayının sonlarına doğru Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının geçtiği Tovuz bölgesine saldırmasına karşılık, topraklarını işgalden kurtarmak için büyük çaplı bir operasyon başlatan Azerbaycan bölgede başarıyla ilerlemektedir. 4 Ekim’de Türkiye Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre Azerbaycan ordusu Büyük Mercanlı, Maralyan ve Şeybey köylerinden sonra Karabağ bölgesinde kritik öneme sahip Cebrail kentini de işgalden kurtardı.

Topraklarını işgalden kurtarmak üzere operasyon başlatan Azerbaycan, Karabağ’ı almakta çok kararlı. Karabağ’ı alarak Nahcivan üzerinden Türkiye ile güçlü bir bağlantı koridoru kurabilecek. Böylelikle ticari ve askeri bir bağ kurmamız çok büyük ölçüde kolaylaşacak. Fakat bölgede sadece Azerbaycan ve Ermenistan’dan başka ülkeler de söz sahibidir. Bu ülkeler başta Rusya olmak üzere ABD, Türkiye, Fransa, İran ve İsrail’dir. Nihai bir sonuca ulaşmayan bu konuda, bölgede hakimiyet sahası daha geniş olan Rusya’nın tavrı, diğer ülkelere nazaran belirleyiciliği yüksek görünmektedir. Söz konusu bölge, Ortadoğu ve çevresinde yaşanmakta olan durumla birlikte ele alındığında, birçok ülkenin olaya müdahil olacağı gibi olayı etkileyen birçok faktör olduğunu görmekteyiz. Azerbaycan ve kendi ülkemiz adına bu sürecin lehimize olmasını temenni ediyoruz.

 

 

Mehmet Uğur AYKAÇ

Reklam
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

GENÇ İLTER © Tüm Hakları Saklıdır. - 2021
Tüm haklarımız tarafımızca korunmaktadır. Bu siteden hiçbir yazı veya makale izinsiz kopyalanamaz çoğaltılamaz.