GENÇ İLTER

BellaCiao’ nun Öyküsü

17.07.2018
510
BellaCiao’ nun Öyküsü
Reklam

Ado’ya…

İşte bir sabah uyandığımda…

Ciao Bella… Elveda güzel kız…

Hayat çeşit çeşit duygusuyla, hüznüyle, sevinciyle, öfkesiyle, mücadelesiyle ve nihayetinde ziyadesiyle zor bir zanaat. Yaşamanın, yaşayabilmenin ve ayakta kalabilmenin sırrı mücadeleden ve pes etmemekten geçiyor. Tabii bu durum meseleyi de biraz romantik bir ruha büründürüyor haliyle.

Elleri bağlanmış buldum yurdumu, her yanı işgal altında…

Bu ruhun sembol olmuş bir şarkısıdır Bella Ciao . Şarkı bizleri önce İtalya’ya PO ovasına götürüyor. Hayata karşı dik duran, pes etmeyen emekçi çiftçilerin dillerinde  ve alın terlerinde hayat buluyor . Emekçi çiftçilerden sonra şarkımız İtalyan partizanlarının dillerinde devrimin ve mücadelenin marşı olarak karşımıza çıkıyor. İtalyan direnişçiler, bağımsızlıkları adına Mussolini’ye ve Alman işgalcilere karşı savaşırken, Bella Ciao onların dilinde bağımsızlığın, hayatın zorluklarına karşı direnmenin ve düzene isyanın romantik bir senfonisi olur ve direnişin sembol şarkısı olarak tarihte yerini alır.

Beni de götür dağlarınıza, dayanamam tutsaklığa

Bütün ideolojilerden ya da sevgili izm’lerden, değerli  “cıkcılık – cikcilik” ve türevlerinden yani hizipleşmenin her çeşidinden bağımsız olarak söylenebilir ki Bella Ciao; özgürlüğün ve mücadelenin notalara dökülmüş coşkulu bir tezahürüdür. Bu sebeple şarkıyı belli bir ideolojik kalıba sokmayı, şarkıya yapılmış ciddi bir saygısızlık olarak görüyorum. Bu sebeple meseleyi evrensel boyutta ele aldığımı, lafı gelmişken belirtmek isterim. Bella Ciao… Bella İtalyanca’da güzel kız demek, Ciao ise hem merhaba hem de elveda anlamlarına gelmekte. Bella Ciao… Yani Elveda güzel kız. Elveda…

Eğer ölürsem ben partizanca…

Elveda demek zordur elbette. O kadar çok isterken vazgeçmek ya da gerçekleştirememek düşlediğin hayali ya da devrimci bir tebessümle olmayacağını bile bile olsun diyerek dimdik ayakta durmak ve en güzeli de o elveda da geleceği düşlemek… Geleceğin güzel, güneşli günlerine olan inancı yaşatmak ve yaşatabilmek ve başkaldırıyı sanatsal bir ezgi ile iki kelimede özetlemek. İşte Bella Ciao tüm bu cümleleri içinden barındıran, hayatın bütün rağmenlerini mücadelenin kutsallığında harmanlayan bir başkaldırın iki kelimelik manifestosudur. Bella Ciao … Elveda güzel kız… Elveda ama unutma! Bu elveda da ümit var, bu elveda da mücadele var bu elveda da azim var , inanç , sevgi  ve hayatın bütün güzellikleri var ve insanı insan yapan bütün değerler işte bu elveda da . Hemen yanımızda, dünyanın en güzel gülümsemesiyle hepimizi selamlıyor. Bella Ciao …

Sen gömmelisin ellerinle beni, ellerinle toprağıma…

Dünya milletlerinin her köşesinde Bella Ciao izlerine rastlayabilirsiniz. Takdir edersiniz ki evrensellik bunu gerektirir. Kimler yoktur ki Bella Ciao da .. Gelin öce kadınlarımızı selamlayalım…  Rosa Park ,Benazır Butto , 8 Mart 1857’nin ölüme meydan okuyan emekçi kadınları …  Durun! Anadolu’dan bir ses var ! Şerife bacı bağırıyor Bella Ciao diye yanında kağnısı ve arkadaşları… Evet Anadolu kadını dimdik ayakta ve karşımızda… Bir ses de Bakırköy’den çınlatıyor kulaklarımızı. Nimet Ecem ve yanında arkadaşları… Bella Ciao ile sallanıyor Bakırköy’ün demir parmaklıkları…

Güneş doğacak açacak çiçek …

Tarih Bella Ciao diye haykırıyor. Hayat Bella Ciao esintilerini fısıldıyor bütün yaşattıklarıyla. Bella Ciao… Hayata karşı devrimci bir duruş… “ İstemez misin Ey Ömer? Dünya onların olsun Ahiret de bizim !” Diyen Allah’ın sevgilisi işte bu duruşla selamlıyor dünyayı. Giordano Bruno, hakikati söylediği için engizisyon zindanlarında ağzına çivi çakılırken işte bu duruşu haykırıyordu dünyaya. Albay Stauffenberg işte bu duruşla ölüme yürüyordu Naziliğin bütün nefretine karşı . Uğur Mumcu o anahtarı çevirirken aklında bu duruş vardı  … Adı Gaffar olan tüm Diyarbakırlı çocukların yüzünde işte bu duruşun şarkısı var …  Bella Ciao … Ve daha niceleri …  Aylan bebek ufacık bedeninin salındığı her dalga da selamlıyordu dünyayı işte bu duruşla… Ali İsmail yediği her tekmede işte bu duruşla selamlıyordu dünyayı… Harbiyeli anneleri, Cumartesi anneleri , ve yüreği yanan her bir ana işte bu duruşla selamlıyor dünyayı . Necmettin öğretmen içindeki eğitim aşkıyla işte bu duruşla selamlıyordu dünyayı bedenine isabet eden her bir kurşuna karşı. Dilek Özçelik , “Çaresizliği hiç tatmamışsınız “ deyip dünyadan sessizce çekip giderken işte bu duruşla selamlıyordu dünyayı. Madımak’taki her bir beden , ateşin koynunda işte bu duruşla karşılıyordu ölümü … Bella Ciao … Hayata karşı devrimci bir duruşun  ve güneşin elbet bir gün doğacağına olan inancının dinmek bilmeyen senfonisi …

Gelip geçenler diyecek merhaba, merhaba ey güzel çiçek…

Belki biz göremeyeceğiz ama güneş elbet bir gün doğacaktır. Ve o gün biz; hayallerimizle, sevdalarımızla, öfkemizle ve kavgamızla; O açacak olan çiçeklerin her bir zerresinde; özgürlüğün, barışın, kardeşliğin, adaletin, doğruluğun, cesaretin ve mahpus kapılmış, unutulmuş bütün güzelliklerin şarkısını, BellaCiao’nun coşkusunu haykırıyor olacağız. Belki dilimiz Elveda dicek ama, ruhumuz işte bu mücadelenin coşkusuyla bütün hayallerimize ulaşmanın mutluluğunu tadacak ve hayatın her türlü zorluklarını, hüzünlerini, acı – tatlı her şeyini işte bu devrimci duruşla selamlayacaktır. Elveda güzel kız… Ama unutma senin güzelliğin işte bu ELVEDA’da

ONUR ORUÇ

 

Reklam
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

GENÇ İLTER © Tüm Hakları Saklıdır. - 2021
Tüm haklarımız tarafımızca korunmaktadır. Bu siteden hiçbir yazı veya makale izinsiz kopyalanamaz çoğaltılamaz.