GENÇ İLTER

Bu Yağmur

04.03.2019
635
Bu Yağmur
Reklam

Saat 02:20

İstanbul’da yağmurlu bir gece yarısı, dışarıda yağan yağmura arada da camdan yansıyan kendime bakıyorum.

 

Uzaklarda kaba ve çirkin binalarda çıt yok, onlarda yağmuru seyrediyor belli ki.

Büyük bir sessizlik var. Herkes aynı anda anlaşıp susmuş olamaz.

Yani tüm gürültüyü birkaç tane su parçası mı bastırdı.

Neden şimdi birçok baygın göz pekte olağan olan bu doğa olayını büyülenmişçesine izliyor.

Evet kesinlikle değil.

Yağmur basit bir doğa olayı kesinlikle değil, içerlerinde bir yerlerinde efsunlu bir gizemi var. “Damla kendini tamamlayınca damlar” der Özdemir Asaf.

Bir damla ve onu takip eden binlercesi nasıl olur da tüm çehrey-i hayatı değiştirebilir?

Her damla nasıl olurda bu kadar ahenkli bir eda ile parçalanabilir?

 

Şıp şıp sesleri her yerde.

Her şıp ölen bir damlanın son haykırışı.

Ve ölen her damladan doğan binlerce yeni damla, büyüyünce yağmur olacaklar, belki çok şanslılarsa kar tanesi olacaklar.

Biraz daha yavaş ve süzülerek inecekler yeryüzüne, onlar yağmurlara göre biraz daha eğitimliler, yağmur gibi kafasına buyruk serseri hiç değiller.

Bir endamları vardır.

Hemen yok olmazlar öyle, iz bırakırlar arkalarında.

Güzel de bir kıyafetleri vardır üzerlerinde, bembeyaz ve parlak.

Yağmurlar gibi çıplak koşmazlar. Her zaman da teşrif etmezler, kendilerince katı kuralları vardır karların.

Uzaktan soğuk gözükür ama dokununca ısıtıverir ellerini, kolay alışamazsın önceleri ama sonradan veda hiç edemezsin.

Daima yolunu gözlersin.

 

Zor olan hep arzulanmaz mı zaten?

 

Ama yağmur öyle mi?

Garibim, hep sevildiğini düşünür. Ben insanlara huzur veriyorum der.

Öyledir de zaten.

Ama bu soruyu benim gibi fanus içerisinde, onu uzaktan izleyen birine değil de şu aralar taksicilerle pazarlık yapan ıslak çoraplara sorsun.

Acaba, hala huzur mu veriyor?

Islanmakta ki arınmayı bilmeyene ne büyük külfet!

Belki, yorgun bedenlerde ki ölü ruhları diriltmek içindir tüm çabası, belki de o yüzdendir ki, tüm kabalığına rağmen severiz yağmuru.

Yağmur masum saf Anadolu çocuğu, bizden biri. Kar ise süslü bir şımarık, yalı güzeli. O yüzden şiirleri de ıslatır yağmur.

 

Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka âlemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde.

 

Saat 02:47

Yağmur hala kendini sergilemenin derdinde. Camdaki yansımam ise cansız tezahürü ile işte orada.

Renkli gölgemin üzerini, ölü damlalar birbirine karışarak ıslatıyor.

Camın korkuluklarında asılı damlalar hala düşmek için öte beriye çabalıyor. Yetmedi mi?

Yorgun değil misiniz?

Yağmur sesini martılar bastırıyor.

Ne terbiyesiz hayvanlar ve bir o kadar da şanslılar.

Bizde bir çift kanat ile yağmuru kovalasak fena mı olur. Takip etsek her damlayı, her damlada kendimizi görsek.

Yağmur olup yağsak.

Aşıkları ıslatacak kadar cesur olsak.

Beş saniyeliğine özgür olsak.

Ve bir yerlerde şıp sesi olsak.

Olur mu acaba?

Uçtuğunu sanan biz gafil düşkünler. Tüm vasıfları sadece yere düşmek olan bu zerrecikler gibi olabilir miyiz?

Yok, hayır olamayız!

Biz ıslanmaya mahkum bir avuç toprak.

Sadece bu kadarız.

 

Yunus Emre Bilgin

Reklam
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

GENÇ İLTER © Tüm Hakları Saklıdır. - 2021
Tüm haklarımız tarafımızca korunmaktadır. Bu siteden hiçbir yazı veya makale izinsiz kopyalanamaz çoğaltılamaz.