GENÇ İLTER

 FAHRENHEİT  9/11

30.03.2019
562
 FAHRENHEİT  9/11
Reklam

 

 

Fahrenheit 9/11 Amerikalı yönetmen Michael Moore tarafından çekilmiş bir siyasi taşlama belgeseli ve belgeselde dönemin ABD başkanı Bush’un ikinci kez seçilmemesi gerektiği vurgulanıp genel olarak  Bush’un ilk başkanlık döneminde izlediği politikaları ve hataları ciddi şekilde eleştiriliyor.

Belgeselin ilk bölümünde Bush ile Al Gore arasında 2000 yılı Kasım ayında geçen başkanlık yarışını işleyen Moore; Al Gore’un birçok kanalda zaferi ilan edilirken bir anda Fox News kanalının başını çektiği haberlerle Bush’un seçimi kazandığı algısının oluşturulduğunu, Bush’un seçimi kazandığının açıklanmasının ardından Temsilciler Meclisinden seçime şaibe karıştığı ile ilgili yapılan itirazların senatoda destek bulamaması ile kabul edilmediğini ve Bush’un bu şekilde şaibeli olarak seçimi kazandığı anlatılıyor.

Bush’un seçimler sonrası eleştirilere ve hakkındaki tartışmalara kulak tıkayarak tatile gitmesi esprili bir şekilde dile getirilirken, saldırılar öncesi Bush’un ağırlıklı olarak tatil yaptığı belirtilmiştir . Bu dönemde CIA’nin , EL Kaide lideri Usame bin Ladin tarafından Amerika’ya bir saldırı yapılabileceği konusunda gelen istihbaratların Bush’a iletildiği ancak Bush tarafından konu hakkında herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı sık sık vurgulanmıştır.

Belgeselde 11 Eylül 2001 sabahı İkiz Kuleler ve Pentagon saldırılarının gerçekleştiği dakikalarda Amerika’da bir ilkokulda öğrencilerle vakit geçiren Bush’un saldırı haberleri verildikten sonraki ilk dakikalarda koltuğunda tepkisiz kaldığı gösterilirken, bu görüntüler Bush’un saldırının failleri ile ilgili tahmin yürüttüğü dakikalar olarak ele alınıp, saldırının daha önce ilişki halinde olduğu Taliban ya da ailesi ile bağlantılı olduğu Ladin tarafından ya da Irak lideri Saddam Hüseyin tarafından  yapıldığı ihtimalleri arasında durulur . Saldırılar bilindiği üzere EL Kaide terör örgütü lideri Ladin tarafından üstlenilmiştir.

11 Eylül ile alakalı ortaya konulan birçok komplo teorisi vardır. Belgesel’de bu teorilerden ziyade olay Bush ile Ladin ailesi arasındaki ilişkiler ve sonrasında güdülen politikaların yanlışlıkları üzerinden ele alınmıştır. Saldırı sonrası hava sahasının kapatılmasına ve Ricky Martin gibi ünlü isimler de dahil olmak üzere birçok insanın yasaktan dolayı uçakla seyahat etmesine rağmen Ladin ailesinin 13 üyesi FBI tarafından kaçırılmıştır. Olayın açığa çıkmasının ardından olayı ABD kamuoyuna açıklayan Suudi Büyükelçi Prens Abdullah Ladin ailesinin bireylerini savunmuş ve bu insanların zararsız insanlar olduğunu belirtmiştir.

Belgeselde Ladin ailesi bireylerinin , Usame bin Ladin ile bağlantıda olduğu ve saldırılar öncesi bir düğün sebebiyle bir araya  gelindiği vurgulanmıştır. Ladin ailesi bireylerinin sorgulanmak yerine FBI tarafından kaçırılması meselesi olayın aydınlatılması noktasında sorgulanan bir eylem olarak işlenmiştir. Ladin ailesinin ABD’de önemli yatırımları olup , Bush ile de babasının CIA başkanlığı yaptığı dönemden itibaren ilişkilerinin olduğu belirtilmiştir.

Bush’un gençlik döneminde sahibi olduğu ARBUSTO adlı bir sondaj şirketinin Ladin ailesinin ABD’deki yatırımlarını yöneten James R Bath tarafından finanse edildiği ve o dönemde baba Bush’un ise CIA başkanı olduğu belirtilmiştir. James R Bath ile Bush’un yolları Amerikan hava kuvvetlerinde kesişir. Askerlik yaptıkları dönemde sağlık muayenesinden beraber kaçtıkları için askerlikten uzaklaştırmışlardır. Bush’un Beyaz Saray tarafından 2004 yılında asker kaçağı olmadığının kanıtı olarak paylaşılan belgede ; belgenin 2000 yılındaki halinin kopyasına sahip olan Moore , 2004 ‘te yayınlanan belgede BATH’in isminin karalandığı görülmüştür. Bu girişimin Bush ile Ladin ailesi arasındaki ilişkinin ortaya çıkmaması için yapıldığı üzerinde durulmuştur. Bush ve Ladin ailesi arasındaki bu ticari ilişki Harken Energy ve Carlyle grup şirketleri ile saldırıların yapıldığı tarihe kadar süregelmiştir. Bu sebeple aile bireylerinin kaçırılmasında da bu bağların etkili olduğu anlaşılmaktadır.

Saldırılardan 4 hafta sonra Afganistan’a askeri harekat başlatan Amerikan ordusunun; Ladin’in kaldığı yere 2 ay kadar süreyle harekat yapmaması ve işgali de kapsamlı tutmaması belgeselde üzerinde durulan diğer bir konudur. Afganistan’a 11 bin askerle harekat düzenlenmiş ve işgal sonrası Hamid Karzai başkanlığında bir hükümet kurulmuştur. EL Kaide terör örgütünün birçok militanı ise kaçmıştır.

1997 yılında Bush Texas Valisi iken Hazar denizinden taşınacak olan gazın ve boru hatlarının anlaşması için bir grup Taliban yöneticisi Unocal isimli şirketle görüşme yapmak için Houston’a gelmiştir. İmzalanan anlaşmalar sonrası ise sondaj hakkı Bush’un başkan yardımcılığını yapan Dick Cheney’nin sahibi olduğu Halliburton şirketine verilmiştir.  Unocal’un eski danışmanlarından olan Hamid Karzai ise Devlet Başkanı olmasının ardından komşularıyla gaz hattı ile alakalı anlaşmaları imzalarmış ve proje hayata geçirilmiştir. Belgesel’de Karzai’nin göreve gelişi ve Afganistan işgalinin misyonu enerji boyutuyla bu şekilde ele alınmıştır.

Afganistan işgali sonrası Amerikan kamuoyunda Irak’ın işgali ile ilgili psikolojik alt zeminin hazırlanması amacıyla Amerikan medyası tarafından bir güvenlik paranoyası oluşturulmuştur. Amerikalıların o dönemlerde gökdelenlerden paraşütle atlayarak nasıl kaçılacağı gibi konularda yapılan haberlerle yayılan tehlikede olma psikolojisi Irak’a saldıracak ABD ordusunun halk tarafından desteklenmesinde ana etkeni oluşturmuştur. Irak’ın Amerika’ya saldırı düzenleyebilecek yetkinlikte kimyasal silahlar bulunduğunun bahane edilmesiyle başlatılan propaganda 2003 Mart ayında Irak’ın işgaliyle son bulmuştur. Binlerce Amerikalının ölümüne sebep olan Ladin’in ailesi FBI ile ABD’den kaçırılırken tek bir Amerikalıya dahi zarar vermeyen ve Amerika’ya saldırı gerçekleştirmeyen meşru bir devlet uluslararası hukukun ayaklar altına alınmasıyla haksız yere işgal edilmiştir. İşgal sonrası iddia edilen kimyasal ya da biyolojik silahlara da bilindiği üzere ulaşılamamıştır. İşgal sonrası yaşanan vahşet Iraklıların çektiği acılar ve ölen Amerikalı askerlerin ailelerinin görüşleri de belgeselde üzerinde durulan konular arasındadır.

11 Eylül saldırılarına farklı bir bakış açısı katması ve konunun arka yüzünü esprili ve akıcı bir dil ile anlatması yönünden belgesel oldukça faydalıdır. Michael Moore’un belgeselin sonunda Bush’un tekrar seçilmemesi gerektiğini vurgulamasına rağmen Bush bir dönem daha başkanlık yapmıştır. Taraflı tarafsız herkesçe kabul edilebilir ki Bush ile geçen sekiz yıl dünyamız açısından adeta bir facia ile sonlanmıştır. Yaşanan olayların etkileri günümüzde hala devam etmektedir. Bu sebeple 11 Eylül saldırılarını 21.yüzyılın akışını belirleyen en önemli olay olarak görebiliriz . Saldırılar başta olmak üzere süreç içerisinde işgaller sebebiyle de hayatını kaybeden tüm masum insanları anıyor ve barışın başta Orta Doğu olmak üzere dünyamızda kalıcı olarak gelmesini temenni ediyorum.

 

Onur Oruç

 

Reklam
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

GENÇ İLTER © Tüm Hakları Saklıdır. - 2021
Tüm haklarımız tarafımızca korunmaktadır. Bu siteden hiçbir yazı veya makale izinsiz kopyalanamaz çoğaltılamaz.