GENÇ İLTER

HASANKEYF VE ALLİANOİ

20.09.2019
378
HASANKEYF VE ALLİANOİ
Reklam

 

12 bin yıllık bir tarihe dayanan bir Anadolu yerleşkesi … ‘Hasankeyf’. İki yakasını Dicle Nehri’nin ayırdığı Batman’a bağlı tarihi bir ilçe olan Hasankeyf uzun yıllar Mezopotamya’da pek çok topluluğa ev sahipliği yapmış; savaşlara, iklim şartlarına en çok da zamana dayanmış ancak günümüz insanının yaptıkları yüzünden nefesini sular altında bırakmak tehlikesine çaresiz kalmıştır…

Hasankeyf’in tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmese de jeolojik bulgular ile çok eski bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Kentin yapısında pek çok mağara da eski zamanlardan beri insanların yerleştiğinin başka bir kanıtıdır. Mevcut bilgilere göre Bizans İmparatorluğu tarafından bölgeyi korumak için iki sınır kalesi inşa edildiği bilinmektedir. Kalelerden biri ise Hasankeyf Kalesi’dir. Zaman içerisinde de Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar Hasankeyf’e hâkim olmuştur. Bu devletlerden de günümüze pek çok tarihi eser kalmıştır. En çok da Hasankeyf’in en parlak döneminde yaşayan Artuklular’dan tabiki. Zamanında pek çok medrese, rasathane, darüşşifa gibi eğitim kurumunu da barındıran ilim ve kültür merkezi olan kent günümüzde ulaşım yollarının kısıtlı olması ile de âtıl kalmıştır. 1981 yılında tamamıyla sit alanı ilan edilmiş olan Hasankeyf, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Baraj Gölü Projesine ev sahipliği yapmak üzere belirlenmiş ve sular altından kalmakla karşı karşıya kalmıştır.

1950’li yıllarda konuşulmaya başlanan 1954 yılında proje haline gelip, 1982 yılında da GAP kapsamında karar altına alınan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali 1997’de yatırım programına alındı. Temeli 2006 yılında atılan barajın tarihe zarar vermesi sebebiyle durdurulması üzerine üç yıl sonra yeniden gündeme geldi ve 2018 yılında da barajın açılışı gerçekleştirildi. Şu anda da su çekilmeye başlanan baraj sular altında kaybolmaya adım adım yaklaşmakta. UNESCO kapsamında olmasa da gerekli on özellikten dokuzunu taşıyor Hasankeyf. Tarihi korumak adına UNESCO başvurusu ise yalnızca Kültür Bakanlığı tarafından yapılabilmesine karşı bakanlık tüm tepki ve taleplere karşı bakanlık sessiz kalmıştır. Her ne kadar hükümet yetkilileri de tarihi korumak adına hemfikir olsalar da baraj yapımına ne yazık ki devam edilmiş ve neredeyse proje tamamlanmıştır. 2019 yılının temmuz ayında baraj kapakları kapatılmış, yerel halk da zorunlu taşınmaya tabi tutulmuştur. İnsanlar yıllardır yaşadıkları yurtlarından yeni Hasankeyf’in oluşacağı alana göç etmişlerdir. İnsanlar sular altında kalmasını istemedikleri için en azından aile mezarlarını yeni bölgeye taşıyarak teselli bulmaktadır. Yeni bir turizm alanı olacağı düşüncesiyle inşa edilen yeni Hasankeyf hem taşınan yerel halka bir yerleşim hem de taşınan tarihi eserlere ev sahipliği yapacaktır. Yetkililer, kendilerince tarihi kentte bulunan tarihi eserleri, yapıları; yeni Kültürel Park Alanı’na taşısalar da bunun ne kadar olumlu ve sağlıklı bir tutum olduğunu tartışmak gerekir. Var olan bir mekân varken, tarih kendi dokusuyla zaten yaşarken bir yere taşıyıp yeni bir düzen içinde yeni dünyada bir alan oluşturmak ne kadar mantıklı inceliklerle düşünülmeli. Elbette gerekli incelemeler yapılmıştır bu kadar uzun süreci olan bir projede. Ancak taşımak ve baraj yapımı oldukça maliyetli işlerdir. Elde edilen ülke kazancı gerçekten de fazla mı; kaynaklar, harcanacaklar ve elde edilecek sonuç değecek mi ve ortada bir tarih söz konusuyken kazancın başka bir yolu olamaz mıydı? Var olan yer kazançlı hale gelip daha etkili, daha az maliyetli enerji üretim yolları bulunamaz mıydı? Türkiye’deki ve Dünya’daki pek çok eyleme rağmen devam eden, baraj yapımından sonra AİHM’nin de sessiz kaldığı Hasankeyf’in sular altında kalmasını izlemeye devam edip etmeyeceğimizi ise zaman gösterecek.

*Hasankeyf için yapılan yeni turizm bölgesinden bir kare

Aynı kaderi yıllar önce paylaşan bir antik kent daha var… Allianoi Antik Kenti. İzmir Bergama’da bulunan antik kent 2011 yılında sular altında kalarak harap olmaya bırakılmıştır. Tarihte pek çok medeniyete şifalı suları ile nam salarak ev sahipliği yapan Allianoi, özellikle hamamlar olmak üzere mimari açıdan da oldukça zengindir. Roma Dönemi’nde en parlak dönemini yaşayan kent ne yazık ki en sıkıntılı bir dönemini de günümüzde yaşamıştır. Açılan pek çok davaya rağmen hem yargı sürecinde hem de sonrasında tarih hakkettiği değeri görememiş ve Yortanlı Barajı’nın yapımı ile sular altında kalmaya mahkûm edilmiştir. Daha sonrasında da bilgi edinmenin önündeki engeller iç hukuk yollarıyla aşılmaya çalışılmış ancak sonuçsuz kalmıştır. Her ne kadar bu mahkûmiyet ve süreçteki bilgi gizlenmelerinin varlığı olsa da 2019 yılında Allianoi Girişim Grubu’nun antik kentin unutulmaması için yürüttüğü çaba, AİHM’ne yapılan başvuru sonucu elde edilen bilgi edinme hakkının ihlal edildiği kararı ile tescillenerek buruk bir başarı elde edilmiş oldu. Tarih bu şekilde pek çok örnekte de görebileceğimiz gibi bir yandan gömülürken bir yandan da direnmekte veya direnememekte. Umarız ki hak ettikleri değerin verildiği yıllar olur önümüzde…

Betül Akbaş

Reklam
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Ibrahim halil dedi ki:

    Bunu bildiğim iyi oldu nerdeyse yanı başımda olan hasankeyf i malesef hiç bir medya yayımlmadı

    1. GENÇ İLTER dedi ki:

      Evet ne yazık ki çoğu olaydan haberimiz olmuyor… Teşekkürler , iyi okumalar

GENÇ İLTER © Tüm Hakları Saklıdır. - 2021
Tüm haklarımız tarafımızca korunmaktadır. Bu siteden hiçbir yazı veya makale izinsiz kopyalanamaz çoğaltılamaz.