GENÇ İLTER

ZALİM DAHA ZALİM

11.06.2018
511
ZALİM DAHA ZALİM
Reklam

Geçenlerde bir kitap okudum. Reşat Nuri Güntekin’in “Acımak” adlı eseri, okuduğum kitap. Eseri okurken, ilk sayfalarda çok garip bir his kapladı içimi. Bir kızın bir babaya olan düşmanlığının en sivri örneğini görüyordum. İçten içe baba karakterine kızıyor, bir insanın nasıl bu hale geldiğine hayret ediyordum. Ama sayfalar ilerledikçe işin rengi değişmeye başladı, fikirler yumuşadı, “acaba”lar türedi. Hiç unutmuyorum son seksen veya doksan sayfa kadar sonra kitap bitecek, benim de o gün üniversitede sınavım olduğu için pek okuma şansım olmamıştı. Kitap okumadan geçen bir gün istememenin verdiği rahatsızlıkla hiç olmaz ise beş sayfa kadar da okuyayım dedim. Ama kitabı açmam ile öyle bir pencere açıldı, öyle bir halat atıldı ki kalbim ve aklımın derinliklerine kitabı bitirene kadar kaç çay içtim, nasıl duygular, nasıl tepkiler verdim, size bunları maalesef anlatamam, anlatmak istesem de o duyguları aktaramam.

Kitapta bir namuslu, hayalleri olan, şeref ve haysiyet sahibi bir bireyin daha doğrusu bir babanın, nasıl vurdumduymaz, kendi ve etrafından bıkmış bir insan olabileceğini gözler önüne seriyor. Evliliğini, iş arkadaşlarını, görevini yapmaya çalışırken nasılda sürgün edildiğini, penceresinin önünden geçen çocuk cenazelerini gördüğündeki hislerini, etrafından gördüğü ihanet ile her şeyden çok değer verdiği kızına olan duygularını o kadar güzel tasvir etmiş ki, okuyan bir bireyin gözyaşlarını tutması gerçekten imkansız ve maalesef ki bu kitap sadece üniversite sınavına çalışan gençlerin kulak aşinası olduğu ama okumadığı, kıymetini bilemediği bir kitap. Heyecanını kaçırmamak için daha fazla anlatmayacağım. En yakın zamanda okumanızı tavsiye ederim.

Asıl meseleye gelirsek, önümüzde bir yol var ki bu yol inişler, çıkışlar, ayrımlarla dolu. Her bir seçenek, her bir adım bazen koskoca bir dünyaya açılıyor. Ve bazıları şu kısacık dünya hayatının zevkine dalarken, bazılar çok acılar, zorluklar çekiyor. Her ne kadar alışılmış olsa da, göze çarpmasa da “zenginin daha zengin, fakirin daha fakir… Zalimin daha zalim, garibin daha garip olduğu” bir dünya da yaşıyoruz. Parası olan ezdikçe eziyor, bir işçiyi insandan, duygudan, aileden, yorgunluktan uzak sayıp, sadece ürün olarak gördüğü yerler hiç de önemsenmeyecek kadar az değil, aksi halde çok yaygın. Bunu etrafımda birçok yerde gözlemledim. Bir tarafta on yedi bin Türk Liralık bir maaşı beğenmeyen bir grup, diğer yanda asgari ücret ile çocuğunu servise yazdıramayan bir baba.   Bir taraf da her türlü hakka sahip, bir isim vererek her türlü işi alıp daha on sekizinde bir iş adamı, diğer tarafta iş yerinde verilen pideyi yemeyip, çocuklarına götürmek isteyen bir baba. Bu işin maddi boyutu, bir de manevi boyut var ki belki daha ağır, belki daha zalim. Bir müdürün, bir zabıtaya tokat attığını, başka bir zabıtanın da bir simitçinin kafasını kanattığını, tezgâhını dağıttığını gördü bu gözler. İşçinin küfür eden patronuna boynunu büküp, al al yanaklarında ki utancı, acıyı gördü. Bir ünlünün çocuğu sarhoşken polis öldürse de serbest kalabileceğini gördü. Şimdi söyler misin bana gerçekten de zalim daha zalim, garip daha garip değil mi? Ama şükürler olsun ki ahiret var, hesap var, kimse duymasa da görmese de bir gören var. Boynuzlu koçun boynuzsun koçtan hakkını alacağı o günde, elleri karalara batmış yerin yüz metre aşağısında çalışan kişi, patronun hak yiyerek aldığı son model arabaya binen çocuğundan hesap soracaktır. Bizlere düşen, her türlü zulme ve adaletsizliğe direnmek. Hayatımız süresince “Acımak” adlı eser de geçen babanın vebalini almamak için çalışmalı, nice insanları bu bataklıktan kurtarmalıyız. Yoksa bir babanın çocuğunda görürsün, garibanlığın en büyük acısını.

EMRE ÖZCAN

Reklam
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 4 YORUM
  1. Rukiye Bahçeci dedi ki:

    Çok çok güzel bir yazı olmuş. Geçmişe de hitap ediyor fakat en çok da günümüze parmak basmışsınız. Dile getiremediklerimizi dile getirip o yükten kurtarmışsınız biz okuyucularınızı. Teşekkür ediyorum. Ben de Acımak’ı lisenin son sınıfındayken okumuştum. Ve birden olaylar açıklığa kavuştuğunda o kadar şaşırmış ve üzülmüştüm ki. Tabi ki ben de ağladım. Çünkü sizin de dediğiniz gibi ağlamamak mümkün değil. Yüreğinize sağlık.. ✨

    1. GENÇ İLTER dedi ki:

      Değerli yorumlarınız için teşekkür ederiz. 🙂

  2. Zeynep A. dedi ki:

    Yazınız gerçekten de acı ama bir o kadar da gerçek önemli bu konuyu çok güzel anlatmış. Dilerim ki bu fani dünyada daha zalimler yerine daha güzel yüreklilerin etrafımızı sardığını görürüz. Kaleminize sağlık..

    1. GENÇ İLTER dedi ki:

      Değerli yorumlarınız için teşekkür ederiz 🙂

GENÇ İLTER © Tüm Hakları Saklıdır. - 2021
Tüm haklarımız tarafımızca korunmaktadır. Bu siteden hiçbir yazı veya makale izinsiz kopyalanamaz çoğaltılamaz.