GENÇ İLTER

Zarar Gören Tarih

08.10.2019
750
Zarar Gören Tarih
Reklam

Nemrut, Aspendos, Efes, Zeugma, Aya İrini, Kaya Mezarları, Hasankeyf ve daha pek çok tarihi güzellik çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan ülkemizde yer alıyor. Bilimsel çalışmalara, turistik gezi ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyorlar bu tarihe tanıklık etmiş eserler.2500 yıl öncesindeki insanların ayak bastığı ve bize kalan miraslar bunlar. Peki sizce hepsi, şuan gereken değeri görüyor mu?
Tüm yapılarda olduğu gibi zaman geçtikçe yıpranmalar, deformasyonlar bize bırakılan bu tarihi miraslarda da oluyor. Ki bu eserler elli yıla değil 2000, 3000 yıla meydan okuyarak bizlerin karşısında duruyor. Yaşamını devam ettirmesi için de belirli zamanlarda restorasyon çalışmalarıyla tarihi endamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde restorasyonun yeri önemli. Ancak ne yazık ki ülkemizdeki örnekleri gördükçe dünyanın verdiği değeri kendi zengin mirasımıza vermediğimizi görüyoruz.
Restorasyon en genel tanımıyla; kültürel hazinelerin korunmasını, geleceğe aktarılmasını ve tarihi yapıların harap olan bölümlerinin daha fazla tahrip olmasını önlemek için aslına uygun biçimde yenilemek amacıyla yapılan çalışmalardır. Burada belki de asıl nokta ‘aslına uygun’ kısmının ülkemizde çok önemsenmemesidir. Pek çok olumsuz örnekte eski malzemelerin ve tekniğin değil yeni üretim malzemelerinin kullanılması durumu karşımıza çıkıyor. Tabi ki sadece malzeme yönüyle değil, geçmişten taşıdığı izler, süreç, edindiği işlev ve bunun günümüze, geleceğe en doğru şekilde iletilmesi, varlığına uygun kullanılması da restorasyon çalışmaları açısından oldukça önemli. Ülkemizde pek çok tarihi eser olmasına karşın bu işin uzmanı olan kişi sayısı sayılıdır ve uygulamalarda da pek çok sıkıntı, tahribat, hata söz konusu. Olumsuz örneklerden sonra akademisyenler ve yetkililer tartışsa dahi herkes tarafından rahatça fark edilen bu kötü restorasyonlar gerçekten de oldukça üzücü.
Yetkili insanların sayısının az olması haricinde uygulamada da yeterince değer verilmediğini ve saygı gösterilmediğini, belki kolaya ve düşük maliyetlere kaçmak için tarihin arka plana atıldığını söyleyebiliriz. Halbuki Mimar ve akademisyen Doğan Kurban’ın da bir makalesinde de yazdığı gibi “Tarihi anıtın restorasyonu sadece bir yapıyı ayakta tutmak amacıyla yapılmaz. .. Restorasyonun amacı tarihi korumaktır. Yapı tarihi korumak için bir araçtır. Yapı bir kültür belgesidir, bir teknik belgedir, bir estetik belgedir, bir yaşantı belgesidir.” Bizim ülke olarak atladığımız konu ne yazık ki bunun bilincindeki eksiğimiz. Sadece restorasyon yapan teknik ekip açısından değil halk açısından da maalesef durum böyledir. Tarihi taşları kırıp parça almak, üstüne yazılar yazmak gibi çeşitli tahribatlar da yapılmaktadır. Devlet eliyle de korumanın eksikliği ve tarihi güzelliklere zarar verecek örnekler de üzücü olsa da bulunmaktadır.

 

*Apollon Tapınağı (Didim, Aydın)
Ülkemizden bazı olumsuz örnekler verecek olursam haberlere de yansıyan Aspendos Antik Tiyatrosu’nda basamak restorasyonu bunlardan biridir. Yıpranmış ve eksik noktaları olan basamaklar ve oturaklar beyaz mermerlerle restore edilmeye çalışılmış ancak orjinalde var olan koyu gri taşların yanında kötü durmaktadır. Yanlış malzeme seçimi ya da yeterince eskitme yapılmaması olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bu sebeple de pek çok eleştiri almıştır. Aspendos’daki diğer yapıların restorasyonunda ise bu hatalar göz önünde bulundurularak daha dikkatli çalışmalar yürütülmektedir.

*Aspendos Antik Tiyatrosu (Antalya)
Başka bir örnek ise Apollon Smintheus Tapınağı’dır. Apollon Tapınağı pek çok yeri yıkılmış, eski basamakların ve birkaç sütunu ile tarihe ayak direyen bir kültürel hazinemizdir. Ancak restorasyon çalışmaları sırasında uygun olmamasına rağmen çimento da kullanıldığı söylenmekte ve fotoğraflarla da merdiven kalıpları oluşturularak tarihi dokunun üzerine bizzat uygulama yapılmıştır. Bu çalışmalar esnasında da yüklü bir tırın tarihi yapının üstüne çıkartılması da söz konusudur. Gerekli tedbirlerin alındığı söylense de eski bir yapı için tehlikeli olması, merdivenin yerinde tarihi yapıya zamanla zarar verecek bir uygulamayla basamakların oluşturulması Aspendos gibi pek çok eleştiriye de sebep olmuştur. Orijinal mermer ve andezit taşlar yerine beyaz çimento, mermer pirinci ve mermer tozu kullanılarak da şuanki görünümü elde edilmiştir. Şuan tarihi tapınağın bir köşesinde bütün bir şekilde bu yeni basamaklar dururken diğer yanında asıl hali olan tarihi basamakları bulunmaktadır. Yapının iki zıt biçimde gözükmesi restorasyon hatası mı yoksa bilerek alınmış bir karar mıdır bunu da proje yetkililerine sormak gereklidir. Restorasyon sonrasında da gerçekten böyle tertemiz ve eksiksiz basamaklar, duvarlar mı olmalıdır? Ne yazık ki bu, olumsuz örneklerden sadece ikisi. Tekfur Sarayı, Şile Kalesi, Süheyl Bey Camii, Urfa Kalesi, Mimar Sinan Külliyesi, Pirinç Han, İshak Paşa Sarayı, Alaaddin Camii, Gaziantep Roma Köprüsü, Roma Mozaikleri….

*Apollon Tapınağı (Ayvacık, Çanakkale)

*Roma Köprüsü (Araban, Gaziantep)

*Şile Kalesi (Şile, İstanbul)

*Süheyl Bey Camii (Fındıklı, İstanbul)

*Alaaddin Camii taç kapısı (Korkuteli, Antalya)

*İshak Paşa Sarayı (Ağrı)
Son yıllarda pek çok kötü restorasyona sahip olsak da sayılı olan iyi örneklerden birisi Osmanlı Ceneviz Kalesi’dir. Foça’da bulunan kalenin restorasyonu, ihale yoluyla yapılmak yerine bizzat Phokaia kazı başkanı Prof. Dr. Ömer Özyiğit tarafından yapılmış olup İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin maddi destekleri ile yapılmıştır. Yapılan bu başarılı örnek ile de UNESCO geçici mirasları listesinde yerini almıştır Ceneviz Kalesi. Bu başarılı restorasyonda çimento yerine eskiden kullanılan harcın formülü keşfedilip güçlendirilerek hassasiyetle uygulanmış ve orijinal taşlar kullanılmıştır. Restorasyon öncesinde de kazı işlemlerinin tamamen bitmesinin ardından tarihi süreç ve evreler incelenmiş, ona göre eksikleri tamamlamak üzere değil yapıyı korumak ve ayakta tutmak üzere çalışmalar yapılmıştır.. Ülkemizde çok fazla olumlu örnek ne yazık ki göremiyoruz. Elimizde var olan zenginliğin kıymetini göremeyip harap ediyoruz. Tıpkı pek çok tepkiyle karşılaşan Hasankeyf gibi.. GAP kapsamında yapılan Ilısu Barajı Projesi ile de tarihi Hasankeyf sular altında kalma tehlikesi ile yüz yüze olup orada bulunan Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Süleyman Han Camisi minaresi, Hasankeyf Kalesi orta kapısı, İmam Abdullah Türbesi ve Zaviyesi, Baldaken Türbeleri ile Er-Rızık, Kızlar ve Koç Camileri gibi tarihi varlıklar başka bir alana taşınarak korumaya çalışılmıştır. 12 bin yıllık bir tarih risk altında yaşamaya çalışmaktadır.

*Hasankeyf (Batman)

*Osmanlı Ceneviz Kalesi (Foça, İzmir)

Dünyanın pek çok yerinde de eski, restore edilmiş yapılar görmek mümkün. Geçtiğimiz aylarda yangına maruz kalan Notre Dame da bunlardan biri. Restorasyon çalışmalarında yeniden hasar gören kilise, en son orijinal fotoğraftaki haline en yakın şekilde yeniden restore edilecek. Hatta kilise kulesi için dünya çapında mimari bir yarışma dahi düzenlendi. Çalışmaların sonucunu da önümüzdeki yıllarda görmemiz mümkün. Diğer ülkelerde yaygın olarak olumlu örnekler karşımıza çıksa da olumsuz örneklere de rastlamak mümkün. Bu yüzden öncelikli olarak ülkemizden başlayarak tarihe, tarihi değerlere gerekli özeni göstermeli ve buna dair çabalar içinde olmalıyız.
Sizinle uzunca paylaştığım bu konuyu Güven İslamoğlu’ndan duyduğum birkaç cümleyi kendi ifadelerimle size aktararak bitireyim. – Pek çok doğal ve tarihi güzelliklere sahibiz. Ancak yerli ve yabancı turistler daha kolay ulaşsın, vakit geçirsin diye bu güzelliklerin etrafını, hemen eteğini yollar, yapılarla dolduruyor ve tahribatı arttırıyoruz. Bir yaylada mangalın duman altı, bir tarihi yapıda insan izleri, atıkları görmeyi ve doğayı daha hızlı yok etmeyi sağlıyoruz. – Gerek doğal güzelliklerin gerek tarihi güzelliklerin yapı restorasyonu ve çevre düzenlemesi kadar yaşayan ve ziyaret eden kitle tarafından da korunmaya ve değer görmeye ihtiyacı var.
Betül Akbaş

Reklam
BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

GENÇ İLTER © Tüm Hakları Saklıdır. - 2021
Tüm haklarımız tarafımızca korunmaktadır. Bu siteden hiçbir yazı veya makale izinsiz kopyalanamaz çoğaltılamaz.